Serbest Forum
July 17, 2024, 11:15:39 am
Welcome, Guest. Please login or register.

Login with username, password and session length
 
  Home Help Gallery Staff List Login Register  

Sözde HÖH - türklere zülüm ve teror örgütü.

Pages: [1] 2 3 ... 5   Go Down
  Print  
Author Topic: Sözde HÖH - türklere zülüm ve teror örgütü.  (Read 7533 times)
Serbest Korkmaz
Global Moderator
Hero Member
*****

Karma: +4/-0
Posts: 845


« on: May 09, 2010, 05:22:24 pm »

 Sozde HOH terorist orgutu Bulgaristan'da yasiyan Turklere ve diger Muslumnalara bir teror orgutunden baska hic bir  sey degildir.
Tukiye Cumhuriyeti buroklatlarin Bulgaristan'da bu terorist ve hirsizlara destek verip Bulgaristan'da yasiyan Turkler ve diger Muslumanlara destek deyil kostek oluyor. "HOH" ve seytan Dogan'in gercek yuzunu bir Turk bakin nasil iyi aciklamis.


Özgür     2010-05-08 22:42:25
Bizim Rodop-Deliormanımızda yüz yılküsür yangın hiç sönmedi ki,Eskiden açık,açık yapıanlar-20-yıldır sadece şekil değiştirerek sinsi ve bambaşka yöntemlerle yapılıyor.yani ortada sadece bir yöntem değişikliği var.Oysa yangın hep devam ediyor,kurt sadece kürkünü değiştirmiş,huyu aynı.Hatta ve hatta kurt -20-yıldır sayanın içine girmiş durumdadır,çobanlar sadece seyretmekle yükümlü durumdalar,ne yazık.
Özgür    2010-05-09 23:50:30
Ölüleri şehit deyip sahiplenen,onların üzerinden yıllarca sahte gözyaşı dökerek siyaset yapan zihniyet.Nedense binlerce aspelkader sağ kalmış binlerce,onbinlerce syasi mahkum ve açlık gerevleri ve yürüyüşlerde,insan üstü kahramanlık gösteren kardeşlerimizi yok sayarak,tasviye ederek,o şanlı şerefli kardeşlerimizi küstürerek yok sayarak,onların yerine jifkof rejiminin despotlarını monte ederek,bunlarında özellikle DS kökenli olmalarını hedeflemekle,acaba diyorum,ne hedeflenmiştir ve bilinçli olarak kime ve kimlere hızmet edilmiştir.Aslında-20-küsür yıldır yaşananları gözönüne aldığımızda tablo açık seçik ortadadır.Aslında işin en garip,en yadırganacak yönü de budur...Despotun,zorbanın,diktatörün ölümünden yirmi yıl sonra hala daha,bir fincan kahve hatırına katile oy vermek,verdirmek.Bu ihanet,hıyanet,değilde bu sözlerin asıl anlamı nedir ve bu kategoriye bu şaşkınlar girmiyecekte bu sıfatlar kimlerin için yakıştırılacak.
Ahmet.Demir.Doğan- bir BG Türkünün tartışılması dahi yapılamayacak,zorba,tiran,halkının sürünmesinden,zevk alan,hatta buna yardımcı olan sadist,satımış bir komonist köpeğidir.Türklükle de yakından uzaktan hiç bir alakası yoktur,sadece verilen rol gereği sahnede rolünü oynamaktadır,en sade bir piyondur.Tüm sadetini de BG Türkünün acısı eziyeti mutsuzluğu üzerine kurmuş bir despottur.Jifkofun kahve ve sır arkadaşıdır,bu gerçeklerin en gerçeğidir ve tartışılması dahi mümkün değildir.

Report Spam   Logged

Share on Facebook Share on Twitter

Serbest Korkmaz
Global Moderator
Hero Member
*****

Karma: +4/-0
Posts: 845


« Reply #1 on: May 13, 2010, 10:21:06 pm »

  Bulgaristan Turklerinin ve Muslumanlarinin en buyuk problerinin ismi sozde HOH. Bu kirmizi fasistler 20 yildir orada Turk ve Musluman halkindan cikan gucu kendi menfatlari icin sattilar. Bu gercegi anliyaman turk hic birseyden anlamaz.

  "HOH" halkini koleliyen seytanlarin partisidir. Sozde HOH destek verenler Turk be Musluman olamaz. HOH'e destek vereceyinize bir kopeye destek verin ondan daha fazla fayda bulursunuz.

Bulgaristanda bu seytanlarin yonettiyi bolgelerin berabt durumda oldugunu biliyorum. Eden kendine edermis. Halki aldatip HOH dinsiz imansizlar marefet edecek sandilar. Insallah ac kalan halk gercekleri oyrenir ve seytanin sonu Chausesku gibi olur. Amin.

Report Spam   Logged
Serbest Korkmaz
Global Moderator
Hero Member
*****

Karma: +4/-0
Posts: 845


« Reply #2 on: May 13, 2010, 10:41:26 pm »

 Allah Bulgaristan'da Muslumanlarin seytani desteklediklerine isaret veriyor.


RAZGRAD’TAKİ CAMİYE YILDIRIM DÜŞTÜ


Razgrad’taki (Hezargrad) ibadete açık tek camiye yıldırım düştü. Yapılışı 1608-1609 yılına dayanan Ahmet Bey Cami’si dün geceki fırtınadan hasarla çıktı. Yıldırım düşmesi sonrası 21 metre yüksekliğindeki minarenin üç farklı yerinde çatlaklar oluştu, minareden kopan taşlar da 50 metrelik bir alana dağıldı. Bu bilgiler Razgrad Bölge Müftüsü Mehmet Ala tarafından doğrulandı. Aldığımız diğer bilgilere göre camide hasar oluşmamıştır ve ibadet edenler için bir tehlike yoktur. Ancak, minare camiyle bitiş olduğundan şerefenin üzerindeki taşlar büyük bir ağırlığa sahiptir. Hafif bir zelzele veya güçlü bir fırtınada minarenin çökmesi sonrası hem binaya hasar verilecek hem de can kaybına da yol açabilecektir. Ulusal öneme sahip kültürel anıt olduğundan, hasarların giderilmesi için müftülük devletten yardım isteyecektir.
İsmail KÖSEÖMER
Report Spam   Logged
Kartal
Guest
« Reply #3 on: May 15, 2010, 10:35:12 am »

Eski komunistler şimdi en büyük ''Hak ve Özgürlükçüler'' olmuştur.
Zamanında ''ben komunistim'' diyenler şimdi tahta oturmuşlar ve güya Bulgaristan'da yaşıyan Türk Azınlığını temsil ediyorlar.
Oysa herkes kendi çıkarını gözetliyor bu sözde ''türk'' partisinde.
Zamanında ninelerimizin şalvarlarını kesenler ve para cezası yapanlar bugün ''türklerin haklarını savunuyorlar''.

İnanılmaz bişey yani..diyosun ki kendi kendine ''ben türküm, şu türklerin internet forumuna üye olayım ve belki bir yararım dokunur (türküz ya güya) '' ama bazı yazılanları beğenmiyorsun fakat yine de susuyorsun ve diyorsun ki ''yahu uslübu bozmayalım terbiyeli olalım'' ama bir gün tepen atıyor ve internette zaten var olan bazı resimleri bu forumda yayınlıyorsun ve nelerden hoşlanmadığını açık açık belirtiyorsun ve bakıyorsun ki
Üzgünüm ziyaretçi, bu forumda yasaklandınız
diye yazıyor.

İşte ''demokrasi'' işte HÖH!!!

işte budur arkadaşlar!

Tabii bazı kişiler benim gibi düşünenlere ''hain'' diyebilir. Çünkü HÖH'ü eleştiren kişi Türk değilmiş.. Yani susacaksın. Kötü laf söylemeyeceksin. Bu ''demokrasi'' imiş.

Ben çok iyibiliyorum ki bu tarzda konuşanlar aslında Türklüğü değil sadece kendi özel çıkarlarını savunuyorlar ve bunu bilerek yapıyorlar.
Herkes ''boş ver beni sokmayan yılan bin yıl yaşasın'' diyor.
Diyor ama kimse unutmamalı ki Allah büyüktür ve yapılan kötülüklerin cezasını, yenilen fakir hakkını hemen ödetmez. Bekler (belki kötülükleri yapan akıllanır diye) ama sonunda Allah'ın öfkesi büyük olur.

Fakir Halkı kullanarak Sultanlar gibi yaşayanlara Allah akıl fikir versin.
Report Spam   Logged
Serbest Korkmaz
Global Moderator
Hero Member
*****

Karma: +4/-0
Posts: 845


« Reply #4 on: May 15, 2010, 03:31:25 pm »

 Cok zeki ve cok yerinde sozler Kartal kardes ! Helal olsun sana ! Allah bu HOH hain ve hirSIZlara guc veren secmenlere belasini vermis. Adamlar yokluzluktan kiriliyorlar. Fakat ne yazikki bu basina gelen belalarin nereden geldiginin cogu farkina bile varamiyor.

 Allah buyuktur. Eden bulur . Etme bulma dunyasidir dememislermi kardesim ! Insallah bu halkini soyan hirsizlarda cezasini bu hayatta ceker.
 "HOH" cok tehlikeli bir teror ve zulum orgutudur. Turklere ve diger muslumanlara utanc verigi bir seytan partisi.Allah her bir kulunu boyle seytanlardan korusun ve gercekleri gormeye firsat versin.
Report Spam   Logged
Serbest Korkmaz
Global Moderator
Hero Member
*****

Karma: +4/-0
Posts: 845


« Reply #5 on: June 06, 2010, 03:05:34 pm »

 Kircaali Yalaklarin Forumu vefat etmis. Seytan'in cesetini  kaldirmaya insan araniyor  Cheesy.

Insallah  21 yildir halkimizi kendi kelepirleri icin satan sozde HOH - alcaklarin sonu boyle olur.


 Bulgaristan'da Turk ve Muslumanlari satan seytanlarin  forumundan :

*****

  Başlatan Can Destan - Son mesaj Gönderen: fes
Burası öldü galiba yav. Dükkanın kapısını açan yok. Yalana dayalı bir hevesle bir yere kadar gitti ve "tık" diye durdu.

Buyurun cenaze namazına ey ahali!
Report Spam   Logged
Serbest Korkmaz
Global Moderator
Hero Member
*****

Karma: +4/-0
Posts: 845


« Reply #6 on: June 08, 2010, 03:18:42 pm »

"HOH' -terorist orgutu basta muhbir Ahmed Seytan olalarak Bulgaristanda Turklere ve diyer Muslumnalra tum bolge tarininde en cok zarar veren hainlerdir. "DPS" hayinlerinin pisliklerini goremiyenler ve kuraj bulupta onlara karsi gidemiyenlerin turkluge, muslumnliga ve yerli halkin insanlarin yasamina hic bir yardimci olamaz. Malesef onlar yalniz o hirsizlarin ve saticilarin yardimcilari olabilir.

Ahali ne yaziyor bu konuda.


Balık....!!!.   2010-06-08 13:21:27
Balık baştan kokar demiş atalarımız.Siz henüz bg.türklerinin başındaki adamı tanıyıp,ne mal olduğunu çözememişsiniz.Türklkük istikametinde,bir adım atamasınız.Ufak,tefek haklar güya verdiler.Meselâ,FOLKLOR,10 DAKİKA TÜRKÇE TV. HABER,EVDE TÜRKÇE KONUŞABİLME.Anlayacağınız gibi çocuk ağlamasın diye ağzına bir parmak bal verirlermiş.
20 yıl geçtiğine göre bir 40 yıl daha böyle geçebilir.Siz balıklar gibi suskun kaldıktan sonra,Türklüğünüzü,Kosovalı arnavutlar mı yaşatsın,canlandırsın.Çoook beklersiniz.

Kara Ibrahim Aga   2010-06-08 14:25:32
Muhtarin arkasinda oturanlarin bakishlarina bi bakin!

***
Özgür öylede sizin oralarda oturanlarin hich mi suchu yok?
Asil sen onlara hitap et..
Bölge nasil olsa boshaliyor..BKP'nin bozuntularin sayesinde.
Ucak parasi olan artik kichini Avrupaya atti...
Her gün 4-5 tel. aliyorum,Aga ish ve kira bul bana dige..
Enteresan olani chogunluk Türkiyede yashaynlarin olmasi..
Son zamanlarda Bulgaristandan gelenlerin sayisini gechti dige yazsam yalan olmaz..
Seneye Muhtarlik sechimleri chok ilginch olacak...
Bakalim yeni Sechim kanununda,Bulgaristan dishinda yashayanlara Oy hakki taninacak mi....

Ne oldu Fes aradi mi seni?
Bulgar pashpotunda Türk isimlenim dige hava atmishti burada..Bende Özgüre ispatla öyle oldunu dige yazmishtim..Görüshtünüz mü?

Bir gun gelecek   2010-06-05 14:08:59
Bir gun gelecek Ahmet dogan ve yandaslari kircaalide huyalanacaklar.Halk yavas yavas ne mal olduklarini gormeye basladi.Senelerdir milleti korkutarak oy topladilar biz iktidarla olmazssak turklere boyle eziyet edecekelr diye Artik turkler korkularini yendiler herkes gordu ki Dps olsa da olmasa da degisen bir sey yok senelrdir insnalara yalan soylemisler Simdi de Atakayi gizlice besleyerek turkleri korkutmaya calisiyorlar Ataka = Dps ikisi de birbiri icin calisiyor
Report Spam   Logged
Serbest Korkmaz
Global Moderator
Hero Member
*****

Karma: +4/-0
Posts: 845


« Reply #7 on: June 13, 2010, 03:32:49 pm »

Cemaat neyi tartisiyor. [/b]

emir   2010-06-12 23:14:19
Yazmiycaktim artik ama neyse...
Sofya-VKS'nin karari dogrudur ve hukuken AİHM'e gitme hakkimiz yok,basvursak bile dosya doner.
Biz musluman-Turk karsiti bir avrupa ulkesinde yasiyoruz ve bunun icin herseyimizi hakka-hukuka gore yapmaliyiz.
Bizim hocalar, muftuler kafasina gore suralar, toplantilar yapamaz, sonucta yasal stausu olan bas muftu seciyoruz,kabile reisi degil.
Sucu kendinizde arayin agalar karar VKS'nin sitesinde:

http://www.vks.bg/vks_p10_62.htm

Muftulugun aptalligi yuzunden gecen sene Filibe'de
6.5 milyon dolar degerinde vakif mali elimizden cikmistir,ama muftukukte calisan birilerinin insaat sirketi epey ihale kapiyormus Filibe belediyesi ile ortaklasa.Ben boyle muftulerin,hocalarain anasini,avradini...Siz yiyip, icip, yatin...aylik 150 bin leva vakif gelirini car-cur edin,sonra gelin Istanbul ve Gebze'de ikamet eden bulgaristan gocmeni is adamlarindan para dilenmeye.
Utanin biraz.

emir   2010-06-12 23:59:32
"Sofya Şehir Mahkemesinin 8. Mahkeme Odası Heyeti 31 Ekim 2009 yılında Olağanüstü Milli Müslümanlar Şurasında Başmüftü olarak oy birliyle seçilen Dr. Mustafa Hacı Aliş’in mahkeme kaydını yapmadı. "

-Bu yaptiginiz haber degil, manipulasyon ve dezinformasyondur.Muftu secilmiste, mahkeme kayit yapmamis,hadi canim...Bu sekilde sadece cahil Turk koyluleri kandirilir zaten...
Yarin-obur gun Dogan ve cetesi koy-kasaba dolasip "kotu" bulgarlarin muftulugu yok etmeye calistigni anlatmaya baslar.

emir   2010-06-13 00:13:51
Herseyin proseduru vardir- simdi bizim koyde bir kac koylu toplansak ve asaki mahallede Hatce yengeyi cumhur baskani secsek olur mu dersiniz...Cehaletin gozu ciksin...
Report Spam   Logged
Serbest Korkmaz
Global Moderator
Hero Member
*****

Karma: +4/-0
Posts: 845


« Reply #8 on: June 16, 2010, 01:30:37 pm »

emir   2010-06-16 19:33:52
Dogan hayatinda hic camiye gitmismi?Ama bir suru roportajinda meryem ana ve aziz georgi tasvirlerinden guc aldigini soylemistir.AB parlamentosunda ki milletvekilimiz Filiz hanimda dini inanci olmadigini,dogaya ve kendine inandigini soylemisti bir roportajinda.

http://www.trud.bg/Article.asp?ArticleId=359830

Bu adamlar musluman Turk azinliginin savunuculari degil,cellatlaridir.
Report Spam   Logged
rafet uluturk
Newbie
*

Karma: +0/-0
Posts: 6


« Reply #9 on: June 24, 2010, 06:45:04 pm »

Bulgaristan’da Türklerin Problemleri - Rafet Ulutürk



Bu gün dünya Türklüğünün en güçlü devleti şüphesiz Türkiye Cumhuriyeti’dir. Bulunduğu coğrafi konum, tarihi miras, ekonomik ve siyasi yapısıyla uygar dünyanın sayılı devletleri arasında yer almaktadır. Bu konumu itibarıyla Türkiye dost ve düşmanlarının odağı haline gelmiştir. Türkiye’nin yakın çevresinde yaşayan Bulgaristan Türklerinin çeşitli ve ciddi problemleri bulunmaktadır. Bulgaristan Osmanlı İmparatorluğunun çekilişinden sonra çok açı günler yaşanmıştır, hatta şu an bile yaşanmaya devam etmektedir. Onlar tarihi misyonu gereği bu problemlerin çözümünde ve yaşanan acı olayların tekrar edilmemesinde Türkiye’nin yardımlarına muhtaç durumdalar. Uzun yıllar milli, dini ve kültürel değerlerinden mahrum kalan bu insanlar geçmişte yaşadıkları acı tecrübeler sonrasında varlıklarını devam ettirebilmek için büyük fedakârlıklara katlanmışlardır. Bugün Bulgaristan Türklerinin birçok sorunu bulunmaktadır.

1. Milli Kimlik Sorunu

Bulgaristan Türkleri Berlin Antlaşması’ndan sonra siyasi literatüre girmiş bir kavramdır. Bu tarihten sonra Bulgaristan’daki Türkler, gerek Türk – Bulgar Anlaşmalarında gerekse Bulgaristan’ın diğer uluslar arası anlaşmalarında, Bulgaristan Türkleri, Bulgaristan Müslümanları adları altında azınlık olarak yer almışlardır. Bu her iki ifadenin de aynı anlamı taşıdığı göz ardı edilmemelidir. Çünkü yüzyılımızın başlarında “Millet” kavaramı Din ile eşanlamlı olarak kullanılmıştır. Bulgaristan Hükümetleri tarafından Türklere verilen azınlık haklarının çoğu sadece kâğıt üzerinde kalmıştır. Bulgar Hükümetleri’nin Türklere azınlık haklarını vermesi bir tarafa, onların varlığını bile kabul etmemiştir. Bulgaristan’da yaşayan yüz binlerce Türk, Müslümanlaşmış Bulgarlar, Zorla Türkleştirilmiş Bulgarlar, Bulgarca Konuşmayan Bulgar gibi kavramlarla adlandırılarak milli kimliklerinden uzaklaştırılmaya çalışmıştır. Bulgaristan yasalarında yer alan bu asılsız ve gerçeği yansıtmayan kavramları kabul ettirmek için özellikle Komünist Bulgar İdareleri yoğun bir baskı politikası uygulamışlardır. Soğuk Savaşın sona ermesi ve Komünizmin çökmesi ile 1990 da bu baskı rejimi son bulmuştur. Bulgaristan’da demokratik bir rejimin yerleşmesi ile birlikte Türkler rahat bir nefes almış seçme seçilme Türk isimlerini kullanma ve kısmen de olsa anadilde eğitim gibi hakları Türklere verilmiştir. Türklere verilen haklar her gün genişletilmiş ve günümüzdeki halini almıştır. Ancak burada göz ardı edilen veya ettirilmeye çalışılan bir durum söz konusudur. Türklere birçok hak verilirken milli kimlikleri ve milli adları henüz verilmemiştir. Bulgaristan Türkleri Bulgar yasarlında Komünist Dönemin tanımı ile yer almaktadır. Evet, Günümüzde Bulgaristan Türkleri Todor Jivkov’un yasalaştırdığı gibi “Dilleri Bulgarca Olmayan Vatandaşlar” olarak Bulgaristan yasalarında yer almaktadır. Bu tanıma girecek birçok halk Bulgaristan’da yaşamaktadır, dolayısı ile bu kavram yeterli bir kavram değildir. Diğer üstünde durulan kavram ise Bulgaristan Müslümanları ifadesidir. Bu kavram da Bulgaristan Türklerini ifade etmeye yeterli değildir. Çünkü Bulgaristan’da binlerce Hıristiyan Gagavuz yaşamaktadır. Bu kavramın kabul edilmesi demek Anadolu Türk’çesine en yakın Türkçe’yi konuşan binlerce Öz ve öz Türk’ü inkâr etmekle eş anlamlı olacaktır.

Bu kavramların yetersizliği anlaşıldığına göre geçerli olan kavram ne olmalıdır?

Şüphesiz ki Bulgaristan Türkleri olmalıdır. Böylece Türkler, Bulgaristan’da Bulgarca konuşmayan diğer halkalardan ayrılacak Müslüman olan Çingenelerle değil Türk olarak Pomak ve Gagavuzlarla birleştirilerek kendilerini tam anlamı ile ifade eden kavramla Bulgaristan Türkleri olarak adlandırılacaklardır. Diğer bir söylemle “Türk her şeyden önce Adıyla Türk” olacaktır.

Bulgaristan Türklerinin ilk ve en önemli sorunu budur.

Gazeteler yayın organları Bulgaristan Türkleri olarak tanıyor olabilir fakat uluslar arası hukukta geçerli olan yasalar ve resmi belgelerdir. Günümüzde Bulgaristan’da yasaları ve resmi belgeleri düzenleyen Hükümetin ortağı Türklerin temsilcisi olduğu tezini işleyen ve bu sayede bulunduğu makama gelen siyasi bir parti vardır. Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH-DPS), bu sorunu çözecek tek kurumdur. Hak ve Özgürlükler Partisinin bu gün 240 sandalyeli Bulgaristan Millet Meclisinde 34 Milletvekilliği 3 bakanlık 14 bakan yardımcılığı son terel seçimlerde de 1 il 34 ilçe ve 663 Belediye Meclis üyesi olmak üzere temsil edildiği göz önüne alındığında sorunların çözümünde ne yoğun vazifenin bu partiye düştüğü daha net görülecektir. Gerekli yasal değişiklikleri ve düzenlemeleri yaparak, haklarını savunduğunu Milletine önce adlarını kazandırmalıdır.

2. Dini Eğitim:

Bulgaristan Türklerinin din ve vicdan hürriyetlerinin kısıtlanması Bulgaristan’ın kuruluşu ile başlamış ve 1944’ten sonra iktidara gelen komünist rejimde hat safhaya ulaşmıştır Özellikle Jivkov döneminde camiler kapatılmış, din adamları görevinden alınmış, dini eğitim veren kurum ve kuruluşlar ortadan kaldırılmış, karşı gelenler ise sert bir şekilde cezalandırılmıştır. Bulgaristan Türklerinin Türklük şuurunun muhafazasında çok önemli yer tutan İslam dinini ortadan kaldırmaya çalışan totaliter Jivkov idaresi böylece Türklük şuurunun temel taşlarından birini yok etmek istemiştir. Ancak Bulgaristan Türklerinin çetin kimlik mücadelesi nedeni ile emellerine ulaşamadılar. 1990’dan sonra yukarıda saydığımız bazı problemler çözülmesine rağmen birçoğu da çözüm beklemektedir.

Günümüzde Bulgaristan’da yoğun istek nedeniyle din eğitiminde bir canlanma başlamıştır. Ancak alt yapı yetersizliği yüzünden bu alanda yapılan çalışmaları ve açılan kurumları yeterli saymak mümkün değildir. Bulgaristan’da yetiştirilen din adamları eğitimlerinin genellikle Suriye gibi Arap ülkelerinde almaktadırlar. Bu nedenle Türk toplumunun kendine has öğeleri, örf ve adetleri geri planda kalmaktadır. Hâlbuki dini eğitimin bu öğelerle birlikte verilmesi gereklidir. Zira bu bölgede yaşayan insanlar yüzyıllarca çeşitli asimilasyon politikaları karşısında varlıklarını sürdürmeleri ve benliklerini korumaları bu öğelerle olmuştur

Sonuç olarak din adamlarının Türkiye’deki yüksek okullarda veya ilahiyat Fakültelerinde yetiştirilmesi şarttır. Dini eğitim yanında Türkçe eğitim de verilmelidir ki, Türklük şuuru sürekli zinde kalsın. Ayrıca Türkiye’den gönderilen din adamları Türk tarihini ve bölge insanlarını çok iyi tanımalıdır. Milli yönü bulunmayan bir eğitimin sakıncaları gelecekte çok büyük olacaktır.

3. Din adamları yetersizliği:

Komünizmin dini yasaklaması nedeni ile dine ve din adamlarına karşı şiddetli bir baskı uygulanmıştır. Din adamı yetiştirecek kurumlar kapatılmıştır. Böylece aile içi eğitime dönülmüştür. Komünist partinin görevlileri, genellikle halkın dini problemlerine çözüm aramak yerine komünizmin meşruiyetini halka anlatmak için din adamları adı altında görevlendirilmişlerdir. Bu yolla Türkleri dininden vazgeçirmek ve Türklüklerini unutmalarını sağlamak hedeflenmiştir. Bunun içinde bir çok kişi eğitilmiş ve Bulgar istihbaratı ile çalışmaya zorlanmıştır. Geçmişte Balkanlarda dini idarelerin başında bulunan din adamları, bu yolla yetiştirilmişlerdir. Din eğitimi alanında yeterli kaynakta bulunmamaktadır. Geçmişte dini eğitimi destekleyen ve besleyen vakıfların da çoğu alınmış, yıkılmış, yok edilmiştir. Ayakta kalanları da yaşatmak için gerekli olan halk desteği de organize edilememekte ve arzulanan verimlilik sağlanamamaktadır. Bu gün din görevlilerinin ücretleri /maaşları/ bile ödenmemekte. Halen halkın desteği ve vakıf gelirleri ile görevlerine devam etmektedirler. Camiler Büyük bir kısmı yıkılmışlar ve birçoğu ise amaçları dışında kullanılmaktadır. 1990 yılı sonrası bu konuda büyük boşluk olduğu ortaya çıkmıştır. l990‘dan günümüze kadar çok şeyler değişmiştir. Yine de burada yaşayan halk dini ihtiyaçlarını güçlükle karşılayabilmektedirler. Bununla birlikte Bulgaristan’ın her yerinde her geçen gün camilerin sayısı artmaktadır /yeni yapılan/ ve mantar gibi bitmektedirler. Özellikle Suudilerin yardımları ile yapılan ve Türk kültüründen uzak olan bu camiler gelecekte Türk insanında farklı bir düşünce yapısının oluşmasına neden olacaktır.

Ancak camilerin sayısı artması ile birlikte nitelikli görevlilerin Bulgaristan’ın şartlarına uygun ve bilinçlendirici faaliyette bulunmaları sayısal artıştan daha önemlidir.

Bu nedenle yetiştirilen Din adamlarını Bulgaristan’ın etnik yapısını çok iyi bildikleri gibi Balkanlar’da oynanan siyasi oyunları da bilmeleri gerekmektedir. Yoksa Bulgaristan’daki Türklerin parçalanması için yapılan faaliyetlerin önüne geçilmesi zorlaşacaktır. Özellikle Pomak Türkleri ayrımına çok dikkat edilmesi gerekir. Pomak Türklerinin Türkçe eğitimi konusunda ciddiyetle eğilmeli ve gerekli kaynaklar bulunmalıdır.

4. Eğitim Öğrenim Sorunu

Bulgaristan’da Türk Eğitimi’nin tarihsel süreci incelendiğinde bunun temelleri Osmanlı Dönemi’ne kadar gitmektedir. Bu dönemde Bulgaristan’daki eğitim-öğrenim düzeyi İstanbul’dan sonra İmparatorluktaki en üst seviyeye ulaşmıştır. Bundan sonraki dönemlerde tüm baskılara rağmen azala azala da olsa Komünist Dönem’e kadar varlığını sürdürmüştür. Komünist İktidarla birlikte Bulgaristan’daki Türk eğitimi iyice bitirilme noktasına getirilmiş ve son verilmiştir. Ancak Komünizm’in yıkılması ile birlikte eğitim alanında da maalesef beklenen gelişme kaydedilememiştir.

Günümüzdeki dönemle birçok anlamada benzerlik göstermesine rağmen kesinlikle özgürlüklerin günümüzden fazla olmadığı A. Stamboliyki İktidarı (1919–1923) dönemindeki Türk Eğitimine göz atıp sonar Günümüzü değerlendirmek istiyorum. Bu dönemde 1921/1922 Eğitim Öğretim yılında Bulgaristan’da 1.673 ilkokul, 39 ortaokul, 2.013 Türk Öğretmen ve 60.481 Türk Öğrenci vardı. Yani Türk Çocukları Kendi dillerine örf ve adetlerine göre yetişmişlerdir. Bu esaslara göre yetişen Türk Öğrenciler Bulgaristan’da “Türk Milli Kimliği’nin” korunmasını sağlamışlardır hatta bunu bir adım daha ileri götürerek Bulgaristan Türklerinin aydınlanmasını da sağlamışlardır. Bulgaristan’daki Türk Eğitiminin günümüzdeki durumuna göz atacak olursak durum son derce vahimdir. Türk okullarını, Türk öğretmenlerini bir tarafa bırakın Türkçe Dersi bile yok denilebilir. Belki tam anlamı ile yok değil, ama aldatmacadan göz boyamadan ileri gidebilecek bir durum da söz konusu değil.

Bulgaristan Anayasası’na göre azınlıkların ana dilde eğitimlerine hakkı var. Fakat yasanın uygulanma şekli tam anlamı ile bir aldatmacadan ibarettir. Yürürlüğe göre, Bulgaristan’da okuyan her öğrenci okuluna şahsi müracaatta bulanarak müfredat dışı anadilini öğrenebilir. Buradaki can alıcı olan nokta anadilde dolayısı ile Türkçe eğitimin müfredat dışı tutulması ve ders saatlerinin dışında bırakılmasıdır. Öğrenci psikolojisi ile düşünüldüğünde çoğu öğrenci okulda bir saat fazla kalmak istemeyecektir. Böylece dolaylı bir şeklide de olsa Türkçe eğitimin önüne geçilmiş olunacaktır. Türkçe eğitimin öndeki diğer bir gizli engel anadil eğitiminin seçmeli yabancı dil eğitimi olarak alına bilinmesine dair yönetmeliktir. Bu durumda Türk çocuklarının kendi dillerini yabancı dil olarak öğrenmeleri istenirken bunun karşısına İngilizce, Almanca gibi kullanırlılığı fazla olan Avrupa Dilleri konularak Türk çocukları bir tercih karmaşasına sokulmaktadır. Bunların yansıra Bulgaristan makamları gerekli talep yok, yeterli sayıda personel yok diyerek Türkçe eğitimi dolaylı olarak engellemeye çalışmaktadır. Bulgaristan’da En son Türkçe ders kitaplarının 1992 yılında basılması bunun kanıtı durumundadır. Bulgaristan’da Türk eğitiminin diğer ciddi bir sorunu da Ülkede Türk adıyla açılan cemaat eksenli okulların faaliyet göstermesidir. Buna paralel olarak özellikle bazı Arap ülkelerinin Türk öğrencilere yönelik Propaganda faaliyetleri ile Türklük Gurur ve Şuurundan uzak gençlerin yetişmesini amaçlaması Türk Eğitiminin ve Öğrencilerinin karşı karşıya kaldığı önemli bir tehlikedir. Özellikle yüksek öğrenim gören öğrenciler içi bu durum daha ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Bulgaristan’da Türk Eğitim – Öğretimi’nin sorunlarını çözmek öncelikle tabi ki Bulgaristan’da Türklerin temsilcisi olduğunu iddia eden ve hükmet ortağı olan Hak ve Özgürlükler Partisi’nin görevidir. Ancak Bu tek başına bir siyasi partinin çözebileceği bir sorundan daha büyük ve fedakârlık isteyen bir problemdir.

Bundan sonraki Süreçte bütün kurum ve kuruluşlara görevler düşmektedir. Ülkemizde bulunan ve Bulgaristan Türklerine yönelik onlarca dernek bulunmaktadır. Bu dernekler de sorunun çözümüne yardımcı olmalıdır. Bu derneklerin birçoğunun Bulgaristan’da bağlantıları mevcuttur, bu bağlantılarla Türkçe Eğitim teşvik edilmelidir. Hatta bu dernekler vasıtası ile geçmişte mevcut olduğu gibi kendi nüfuz bölgelerinde Okuma Yurtları oluşturabilirler. Bununla birlikte ülkemizdeki Bu Okuma Yurtları Bulgaristan Türkleri arsında Türkçe Eğitimi yaygınlaştırmak amacıyla kurulmuş bu amaçla Türkiye’den gazete ve dergiler getirerek Türk gençlerine sunmuşlar ve bu konuda toplantılar düzenlemişlerdir. Eğitim kuruluşları ile koordineli bir çalışma yürütülerek Bulgaristan’da Türkçe Eğitim-Öğretim yapacak eğitim kurumalarının kurulmasına yardımcı olabilirler.

Bununla birlikte yine bu vakıf ve kuruluşlar öncülüğünde Bulgaristan’dan Türkiye’ye Türklük Gurur ve Şuuruna sahip öğrenciler getirilebilir ve bunların eğitim ve öğrenimi ülkemizde gerçekleştirilebilir. Ülkemizde yetiştirilecek olan bu aydın gençler vasıtası ile Bulgaristan Türklerinin yeniden aydınlanmasına ve Milli Bilincin korunmasına yönelik faaliyetler yapılabilir.

Bulgaristan’da 41 üniversite bulunmaktadır. Bu üniversitelerin 11 tanesi de YÖK tarafından tanınmaktadır. Bu Üniversitelerde çoğu, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan 5.000’in üzerinde öğrenci öğrenim görmektedir.

Bu olumlu bir gelişme gibi görünmektedir. Ancak bu gençlerimizin çoğu maalesef Türk Milli Kimliğinden uzaktırlar. Geçmişte Ülkemizde gerçekleştirilen “Türk Talebe Birliği” gibi örgütlenmeler oluşturularak Türk Öğrencilerin Milli Kimliklerini koruyacak ve geliştirecek çalışmalar yapılmalıdır. Çalışmamızın başında var olma mücadelesinin bir safhası olarak siyasal egemenliği ve daha önemli bir safhası olarak ise Kültürel gelişmeyi göstermiştik. Kültürel gelişmenin temeli şüphesiz eğitim ve öğretimdir. Eğer Bulgaristan Türklerinin var olma Mücadelesinin başarıya ulaşmasını istiyor veya Bulgaristan Türklerini, Avrupa Hunları, Peçenekler, Kumanlar gibi sadece tarih kitaplarından okumak istemiyorsak Bulgaristan’da Kültürün temeli olan eğitim ve öğretimi geliştirmek zorundayız.

Bulgaristan’da da Türkler önceleri Hak ve Özgürlükler Partisi altında devam ettirdikleri mücadelelerini şahsi anlaşmazlıklar ve ihtiraslar yüzünden partiden ayrılıp birçok siyasi parti kurmuşlar ve bu partiler aracılığı ile siyaset yapmaya çalışmaktadırlar. Farklı bir fikir yoktur, hepsi ilk amaçlarının Türklerin haklarını savunmak olduğunu ileri sürmektedir. Ancak bunda ne kadar başarılıdırlar o da ayrı bir tartışma konusudur. Çok Partililik veya siyasal çeşitlilik demokrasinin vazgeçilmezidir. Normal şartlar altında bu kaçınılmazdır. Ancak Bulgaristan’daki durum normal bir durum değildir. Oradaki bir azınlık sorunudur. Dolayısı ile çok partililik ve siyasal çeşitlilik normal toplumlarda ne kadar olumlu ise azınlıklar içinde o kadar olumsuzdur. Bu durum Bulgaristan’da Türk azınlığın mücadelesinin zayıflamasına parçalanmasına bundan da daha vahim sonuçlarla karşılaşılmasına neden olabilir.

Bulgaristan Türklerinin siyasal bölünmüşlüklerinin nedenleri sadece bunarla sınırlı değildir. Fakat çözülmesi öncelikli olan ve çözümsüzlüğünün bedellerinin ağır olacağı sorunlar bunlardır. Bu sorunların çözümü nasıl sağlanabilir; Öncelikle Bulgaristan Türkleri arasındaki çok partililik sorunu ortadan kaldırılmalıdır. Sayısı nerdeyse 10’ubulan Türk partileri ortak paydada birleşmelidir. Bu yanlış anlaşılmasın, sadece bir parti olmalı buda Hak ve Özgürlükler Partisi olmalı demiyorum. Hak ve Özgürlüklerin karşısında mutlak Türk Partisi olmalı ki bu partide daha kontrollü hareket etmelidir. Bölünmüşlük burada da kendini göstermekte muhalif olarak 7–8 parti boy göstermekte, dolayısı ile Hak ve Özgürlükler Partisi de karşısında bunlar bir güç teşkil edememektedir. Bu parti Türklerin partisi olmaktan uzaklaşıyor ve Türklerin sorunlarına çözüm üretemiyorsa bunun çözümü Türk Kimliğinin bilincinde ve Türklerin sorunlarına sahip çıkacak bir siyasi organizasyon oluşturmak ve diğer partileri bu organizasyonda birleştirmek olmalıdır.

Bulgaristan Türklerinin bölünmüşlüğün en önemli faktörlünün Hak ve Özgürlükler Partisinin yanlış politikaları olduğunu söylemiştik. Bu partinin icraatları ve söylemleri bu partinin bir kavram kargaşası yaşadığını göstermektedir. Parti üst kurulları bir an önce bir kara vermeli bir Türk partisi midir yoksa Türk – Bulgar ayrımı yapmadan Bulgaristan’daki herhangi bir siyasi partimidir. Parti bir taraftan Türklerin Partisi olduğunu iddia ederken bir taraftan da Türkler ile ilgili sorunlara eğilen Partilileri görevden uzaklaştırmaktadır. Hak ve Özgürlükler Partisi 2005 seçimlerinde Türkiye’den 60 bin oy almıştır. Yine Türkiye’deki derneklerin organizasyonu ile Bulgaristan’a oy kullanmak için binlerce Türk götürülmüştür. Bu olaylar Hak ve Özgürlükler Partisinin tarihi başarısını sağlayan gelişme bu şekilde sağlanmıştır. Bu partiye bu başarıyı sağlayan unsurlar partinin safını da belirlemesini sağlanmalıdır. Böylece bu parti muhaliflerinin oluşmasının bahanesi ortadan kaldırılmalı ve bölünmenin önüne geçilmelidir.

Bu gerçekleştirilemiyorsa Milli Bilinç sahibi ve Türk Haklarını savunacak yeni bir organizasyon desteklenmeli ve Türklerin Bu Organizasyon bünyesinde bütünleşmesi sağlanmalıdır. Bulgaristan’daki Türklerin siyasi bölünmüşlük sorunun çözülmesinde yapılacak en önemli çalışma diğer bütün sorunların çözümünde de aşılması gerekilen ilk sorun olarak görünen Milli Bilincin sağlanması ve Türk aydınlanmasının sağlanmalıdır. Böylece siyasi rant, şahsi çıkarlar peşinde değil, Türklerin Sorunlarının çözümünün peşinde koşan bir Türk Eliti ile bu siyasi bölünmüşlük sorunu da çözüme kavuşacaktır.

5. Vakıflar ve Vakıf malları:

Vakıf malları Bulgaristan’da çok olmasına rağmen tam tespiti yapılmış değildir. Mevcut olan vakıf mallarının bir kısmı bazı şahıslar tarafından satılmış veya peşkeş çekilmiştir. Kiraya verilen malların gelirleri ise menfaat odaklarına gitmektedir. Bunların tespiti ve Türk Ulusuna kazandırılması gerekmektedir. Bulgaristan’daki vakıf mallarının büyük bir çoğunlu ise hala elde edilememiştir. Bir kısmı ile ilgili davalar açılmış olmasına rağmen davalar kasten uzatılmakta ve Bulgaristan idaresi de vakıf mallarını vermemek için direnmektedir. HÖH de bu konuda gerekli olan adımları atmamaktadır.

Oysa kiliselerin vakıf malları ile ilgili konular tamamen halledilmiş durumdadır.

Bu nedenle Bulgaristan’da bir dernek kurulmalı veya merkez oluşturulmalı ve bu vakıf malları ile ilgili tüm sorunların çözümü için dernek veya vakıf faaliyette bulunmalıdır. Bulgaristan’da bulunan tüm vakıflar buradan yönetilmelidir. Davalar ve idari işlemler bu dernek veya vakıf tarafından takip edilmeli ve sonuçlandırılmalıdır. Gerekir ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvurulmalıdır.

Diğer yandan Bulgaristan’da bulunan bütün Türk İslam tarihi eserlerinin envanterinin çıkarılması için merkez tarafından çalışmalar yapılmalıdır.

6. İşsizlik:

Bulgaristan’da işsizliğin en çok hissedildiği bölgeler genellikle Türklerin yoğun olarak yaşadıkları bölgelerdir. İstatistiklere göre işsizlik bakımından Romanlardan sonra Türkler ikinci sırada bulunmaktadır. Bu durum gelirlere de yansımaktadır. Gayri Safi Milli Hâsıla (GSMH)’dan en az payı Roman kardeşlerimizden sonra da Türkler almaktadır. Türkler genellikle tarım sektöründe istihdam edilmektedirler 1990’dan sonra tarım sektörünün tamamen dağılması ile sektörde çalışanların gelirlerinde de büyük bir çöküş yaşanmıştır. Bulgaristan’ın AB’ye girmiş olmasına rağmen sektör halen kendini toparlayamamıştır. Diğer yandan bilgisizlik nedeni ile AB fonlarından yararlanma da asgari düzeydedir.

7. Bilgisizlik:

Bulgaristan’da yaşayan Türk nüfusunun büyük bir kısmı tarım kesiminde çalışmaktadır. Ancak topraklarından yeterli verimi alamadığı gibi yeterli geliri de elde edememektedir. Bu nedenle kooperatiflerin kurularak verimin arttırılması ve ürünün de en iyi fiyata satılması gerekir. Ancak bu konularda bilgili olmadıklarından kooperatifleşme de yok denecek kadar zayıftır. Diğer yanda AB fonları konusunda da Bulgaristan Türkleri bilgisizdirler. Bu fonların hangi sektörlere ayrıldığı nasıl yararlanılacağı konusunda bilgilendirilmeleri şarttır. Bu nedenle her kesimde bilgilendirme seminerleri veya çalışmaları yapılması gerekmektedir.

8. Pomak Türkleri Sorunu

Türklüğün muhafazası meselesinin diğer önemli bir yönü olarak incelememiz gereken Pomaklar meselesidir. Pomaklar Balkanları güneyinde ve yoğun olarak Rodop dağları ile Pirin bölgesinde yaşayan genel çoğunluğu İslam dinine mensup bir topluluktur. Bugün Bulgaristan başta olmak üzere, Yunanistan, Makedonya’da yaşayan Pomakların 1877–1878 Osmanlı-Rus harbinden sonra önemli bir kısmının Trakya ve Anadolu’ya göç ederek yerleştikleri bilinmektedir. Bulgaristan’da bir milyon nüfusa sahip oldukları tahmin edilen Pomaklar Ukraynaca, Türkçe ve Bulgarca karışımı bir dilde konuşmaktadır.

Pomak Türklerinin kendilerini Türk olarak kabul ettiği bir gerçektir. Ancak Bulgarlar Slav ağırlıklı bir dil konuştuklarından dolayı Pomak Türklerini Bulgar olarak nitelendirmekte – Yunanistan ise en saf yunan ırkı olarak nitelendirmektedir.- ve bu topluluğun Osmanlı İmparatorluğu döneminde zorla Müslümanlaştırıldıklarını vurgulamaktadırlar.

Bir türlü Pomak Türklerinin kimliklerini kabullenemeyen Bulgar iktidarları geniş çaplı asimilasyon politikaları uygulamıştır. Bulgarların Pomak Türklerini asimize etme politikaları çeşitli yöntemlerle günümüze kadar sürmüş ve de devam etmektedir. Geçmişte asimilasyonu sağlamak için kaba yöntemler ile zorla göç ettirme politikaları uygulanırken günümüzde genellikle propaganda ve misyoner faaliyetleri ağırlık kazanmıştır. Yeni olarak değerlendirilebilecek bir gelişme ise Arapların Pomak Türklerine Vehabilik konusundaki propaganda çalışmalarıdır.

Artık kabullenilmelidir ki Türkiye, Bulgaristan ve Yunanistan’ın sahiplenmekten hiçbir şekilde vazgeçmediği Pomak Türklerine sahip çıkmakta geç kalmak üzeredir. Pomak Türklerinin Türkçe eğitim verilmesi, ortak bir tarih bilincine ulaşmalarının sağlanması, Türklük şuurunun kazandırılması ve bunlarla ilgili çeşitli yayınların yapılması gerekmektedir. Planlı bir çalışma ile Pomak Türklerini tamamen kazanmak mümkündür.

Pomaklara yönelik Türkçe eğitimi konusunda Bulgaristan’ın muhtelif yerlerinde Pomak Türklerinin yaşadıkları bölgelerde Türkçe kursları açılmalıdır. İlk aşamada en azından birisi güneyde birisi kuzeyde pilot bölgeler oluşturularak Türkçe kurslara başlanmalıdır. Yaz tatillerinde de kursu başarı ile bitirenleri Türkiye’ye 10 – 15 günlük kamp veya Anıtkabir’den başlayarak Topkapı Sarayı, Çanakkale, Mevlana, Bursa ya geziler de yapılmalıdır. Bu geziler diğer Balkan ülkelerinde gelen gruplar ile veya Türkiye’den gruplar ile ortaklaşa bütünleştirebilinir. Bu bölge halkı tarafından Türkçe kurslarına rağbet gösterileceğinden eminiz. Aşama aşama kurslar bütün Bulgaristan’a yayılmalıdır.

Sonuç:

Bulgaristan Türkleri için madalyonun iki yüzü vardır. Madalyonun ön yüzü güllük gülistanlıktır, her şey yolundadır. Ancak Madalyonun arak yüzünde durum, önyüzün aksine içler acısıdır. Bu madalyonu bir metal gibi düşünürsek, metaldeki paslanma küçük bir yerden başlar ve zamanla önlem alınmazsa bütün nesneyi sarar, böylece nesne zamanla kullanılmaz hale gelir ve yok olur. Maalesef Bulgaristan’daki Türkler için madalyonun arka yüzü paslanmaya başlamıştır. Eğer gerekli önlemler alınmazsa bu pas ön yüzü de saracak ve yok edecektir. Türkler Bulgarlar arasındaki ilk asimilasyonunu günümüzden 1500 yıl önce yaşamış Bulgar (Onogur) Türkleri Slav Bulgarlar haline gelmişlerdir. Eğer tarihin tekerrür etmesini istemiyorsak vakit varken çözümler üretmeliyiz. Bulgaristan Türklerinin bütün sorunlarının temelinde Milli Bilinç yoksunluğu yatmaktadır. Bu da ancak başta eğitim olmak üzere yukarıda saydığımız diğer çözümlerin çözümü ile mümkün olacaktır. Sorunlar gerçekçi olarak tespit edilmeli başkalarının çözüm getirmesi beklenmelidir. Çünkü Avrupa Birliği ve Avrupa, İnsan Haklarını, söz konusu Türkler olunca amaç olara değil Araç olara kullanmaktadır. Batı Trakya, Kıbrıs ve Bosna bunun en güzel örneğidir. Buralarda hangi soruna hangi çözüm getirilmiştir?

Avrupa’nın İnsan Haklarını amaç değil araç olarak kullandığına başka bir örnek daha vermek gerekirse Türkiye yetecektir.

Türk’ün sorununa Türk’ten başaksının çözüm aradığını tarih henüz yazmamıştır. Türk’ün Sorununu sadece Türk tarafından çözüleceği artık anlaşılmıştır. Ne Bulgaristan’da, ne Doğu Türkistan’da, ne Batı Trakya’da ne Kuzey Irakta ne de Türk Dünyasının herhangi bir köşesindeki Bir Türk için gözyaşı dökecek olanlar çözüm üretecek olanlar,

Bulgarlar Türkiyeliler veya Türküm diyemeyenler değil, “Türk gibi Düşünen Türk Gibi Yaşayan Velhasıl Türkoğlu Türkler, Türkçüler” Çözecektir. Türkler Türkleri korusun ve yüceltsinler.

Rafet ULUTÜRK

Bulgaristan Türkleri

Kültür ve Hizmet Derneği
Report Spam   Logged
OTTOMAN
Hero Member
*****

Karma: +0/-1
Posts: 978



« Reply #10 on: June 25, 2010, 04:47:34 am »

Alkislar Rafet kardes,

Durumu tespitte tam gercekci olmussunuz. Sadece bunu bilmeyen bulgaristan turku yok ki. Buna benzer yazi bulgaristandaki turkler cok daha guzel yazabilir.
Burada bahis ettiginiz turke sadece turk yardimci olur degimi belki de cok yerinde (bulgaristan turkleri bunu cok iyi bilmektedir) fakat, zaman icerisinde asimilasyon politikasina ugramis bir millet olarak egitim tabii ki alamamistir. Bilgileri tabii ki eski bilgilerdir fakat bu bilgilerle kendi milli kimliklerini kaybetmemis ve hala yasatmaktadirlar.
Sizin bu kadar herkesin bildigi seyleri yazdiktan sonra bir bu kadar da cozum uretebilseniz, milletimize cok faydali olacaginizdan emin olun.
Sanirim tum bu forum okuyanlari ve yazanlari bu yazinizi heyecanla bekliyecekler basta ben olmak uzere size dua edecek en icten yardimciniz olacagim.

Lutfen tatbikati imkansiz seyler de turetseniz hic olmazsa baslangic olacak ve milletimize yon gosterecektir.
Cunku belirsiz esen ruzgara kapilinca sizi nere cikaracagi belli degildir bunu denizciler cok iyi bilir.

Durumu tespite tekrar tesekkur eder bir sonraki yazinizi heyecanla beklemekteyiz.

Saygilarimla 
Report Spam   Logged
Serbest Korkmaz
Global Moderator
Hero Member
*****

Karma: +4/-0
Posts: 845


« Reply #11 on: June 25, 2010, 02:21:56 pm »

 Degerli Rafet Uluturk kardes . Serbest forumumuza hosgeldiniz. Insallah burada hayirli danismalara sahip olursunuz.

Iletimizde yazmizsiniz :  Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH-DPS), bu sorunu çözecek tek kurumdur. Hayir Uluturk kardes cok yaniliyorsunuz. Maalesef 21 yildir hic bir sorum cozemediler ve daha 21 yil meydanda kalirlarsa turkluk ve muslumanlik Bulgaristanda yok olacak.

 Son 132 yilda Bulgaristanda turkluge ve muslumanliga en cok zarar veren orgut sozde HOH dir. Bu hainler bugun turklerin ve  diyer muslumnlarin gonullu asimilaciona tasidi icin bulgar devleti tarafindan sorumsuz mal ve mulk calmaya serbest birakildi. Gecmiste bile Bulgaristan hukumeti bizi zorladikca biz turklumuzu ve muslumanligimizi daha cok sahip cikardik.

Deyerli Uluturk bugun siz HOH yardim edipte turkluge ve muslumanliga yardim ediyorum saniyorsaniz cok, ama cok yaniliyorsunuz. Siz bu toplumlarin eritmesinin yardimcisi olmus oluyorsunuz. Lutfen gercekci olalim.

Bulgaristanda Turklerin ve diger muslumanlarin probleri yalniz onlarin gercek siyasi temsilcileri meydana cikmakla cozule bilinir. Su an bizim siyesi temsilcilerimiz yok. Bulgaristanda turk ve musluman halkinda cikan guc HOH tarafindan onlara karsi bize karsi kulaniliyor.

Yalniz Bu artik 21 yil halkini satan HOH teror ve zulum orgutunu yok etmek ve yerine gercek bir bulgar komunist zulumcilerinle ve bulgar gizli servislerinle baglantisi olmuyan bir demokratik siyasi partisi gelmesinle duzelir.

HOH yok olmasi Bulgaristanda Turk ve Muslumanlarin en buyuk kazanci olur. Bu birinci problemi cozmeden kultur ,sanat, felan pisman deyenler yalniz halkimizi uyutup surundurmek  istiyenlerdir. Basta dogru durust bir siyasi partisi olmadiktansonra ne kultur gelisir ne dil. DPS nin yardiminla Bulgaristanda Turkluk ve Muslumanluk yok oluyor.

Bu hirsizlar bizim yuzumuzu kirletti. Bu kominstl kopeklerine oy veren turkten doganlar turk olamaz. Gazi Mustafa Kemal Pasa demis :" Biz (turkler) komunist ve bolsevik degiliz ve ne birisi ne otekisi olamayiz "

Sozde HOH teror orgutu komunist ishtibarati tarafindan kurulmus bir turklere ve muslumanlara zulum haretetidir. Atamizn sozlerini cigneyipte onlara oy verlenler turk deyildir. Bulgaristanda en buyuk mucadele bu insanlari Turkluge geri cevirmektir. Bu olmayinca diyer uyutuculari konusmak bos istir. Turk olan turk Ataturke ihanet edipte komunist ve soykirimcilarin kicini yalamaz.


Budur Serbest Korkmaz'in gorusu. Ben kendi madi cikarislarim icin hic bir zamam miletimi satmam. Sayin Uluturk kardes lutfen halkimizi yalandirip altadmiyalim.

Saygilarimla
Serbest Korkmaz

 



Report Spam   Logged
Serbest Korkmaz
Global Moderator
Hero Member
*****

Karma: +4/-0
Posts: 845


« Reply #12 on: July 02, 2010, 12:18:44 pm »

 Birinci Serbest Forumda yazmistim. Sozde HOH Kircaali bolgesine aclik getirecek diye. Sozlerim tam yerine geldi. Bir bakin Kircaalilar nasil yasiyor gurbete. Ac parasizi olmuyan bir insan boyle durumda yasiyirmi ?


Bu fotoğraf bugün Kozlukebir Köyü'nde çekildi!!!



 

Bulgaristan Türklerinin dramı Gümülcine’de de devam ediyor!!! 

Onlar Yunanistan’a bir ekmek parası için geldiler; tıpkı yıllar önce dedelerinin Koşukavak’tan Kırcaali’den geldiği gibi. Onlar yaşadıkları ülkenin asli üyeleri.  Onlar yıllarca dedelerinden dinledikleri Karlık Dağı ve Gümülcine hayalleri ile yaşadılar.

Ancak Rodop Dağları’nı aşıp geldiklerinde bekledikleri manzarayı göremediler. Dedeleri eşeklerle ve atlarla geldiler, onlar ise arabalarla! Yaşam şartları hiç de AB ülkesine yakışmıyor. Yağmur, çamur demeden bir yudum ekmek için derme çatma çadırlarda yaşam savaşı veriyorlar.  Ne gariptir ki ekmek için geldikleri ve vatandaşı oldukları ülkelerin ikisi de AB üyesi. 2010 yılını yaşadığımız bu günlerde Bulgaristan’dan yeni umutlarla Gümülcine’nin Kozlukebir Köyü’ne gelen bu insanların dramı hala devam ediyor!

Bu insanlar Bulgaristan Türkleri. Resmi olmasa da onlar da azınlıkta yaşıyor. Yıllarca Türklükleri inkâr edildi, hakları ellerinden alındı. Sürüldüler, adları değiştirildi. Onların suçu Türk olmaktı. O zaman totaliter Jivkov rejimini yaşadıklarından çok şanssızdılar. Ancak onlara şans bir türlü gülmedi. Geldikleri Batı Trakya bölgesinde de insanca bir yaşama kavuşamadılar. Onların kötü kaderi ne yazık ki burada da devam ediyor!

Görüntüleme sayısı: 163


Report Spam   Logged
Serbest Korkmaz
Global Moderator
Hero Member
*****

Karma: +4/-0
Posts: 845


« Reply #13 on: August 03, 2010, 06:52:49 am »

Zekileri neler ilgilendiliyor.

Özgür     2010-08-02 22:50:47
Stanişefin sağ daşağı,HİDROENERGETİK-SAVAdan başkası olamaz sende nerden çıktın kardeş,adamı kıskandıracaksın.Yakında sende -SPESİALİST PO VSİÇKO -olarak karşımıza çıkma,çünki başımızda bir tane var onu dahi -20-yıldır doyuramadık,beslemekte güçlük çekiyoruz birde sen çıkma.
Ha aklıma geldi de bizim HİDROJEN AHMET-1976-yılında,sınavlarda sıfır çekmesine rağmen DS sayesinde -4-rört ay geçikmeyle ŞUMNU üniversetisinde DS tarafından SOFYAYA aktarılmadan önce -2-iki yıl okudu ya,bizim HİDROJEN orada da GEOLOG oluvermişti ve eski Türk mezarlarında HAÇlar bulmuştu.Oyıllarda ki ŞUMENSKA ZARA gazetesini araştırıp bulursanız şunu okuyacaksınız--MLADİYAT STUDENT-AHMET İSMAİLOV DEMİREV,SIS OTKRİTİYOTO Sİ DOKAZA ÇE KORENİTE Nİ SA BILGARSKİ.
Breh breh bre kalpazan AHMETİN üniversiteye sıfırla giren AHMETİN üniversiteyi -8-yılda bitiren AHMATİN ne meziyetleri varmışta biz bilmezmişik.TÜFÜ hain herif.NEDİM GENCEV HAİNİ DAHİ BUNUN YANINDA BİR SIFIR KALIYOR.
Report Spam   Logged
KARTAL
Full Member
***

Karma: +0/-0
Posts: 234



« Reply #14 on: August 03, 2010, 08:13:07 am »

Ben Sayın Rafet Ulutürk'ün sözlerine katılıyorum.
Bir azınlık olarak Bulgaristan Türklerinin değişik partiler kurması pek o kadar da türklerin çıkarına değildir - çünkü türkler bir azınlıktır ve bölünmek iyi değildir.
Bu nedenle ben HÖH'ün karşısına illa da başka türk partileri çıksın demiyorum. Ama HÖH'de büyük bir kadro değişikliğine gerek vardır.
Şü anki HÖH yöneticilerinin çoğunun hedefi kendi kişisel çıkarlarıdır. Zaten bunu farketmesi için insanın pek o kadar da fazla zekii olması gerekmiyor.
Herşey ortada zaten.
Eğer Siz Türkiye'den iseniz, Sayın Ulutürk bu adamlara (HÖH yönetiminde olanlara) ciddi bir maddi (parasal) destek yapın. Bu adamların kafaları iyi çalışıyor ama bunlar Halktan ziyade kendi durumlarına önem veriyor.
Belki paraya doydukları zaman Halkı da düşünmeye zaman bulurlar.
''Bulgaristan Türkleri türk benliğinden uzaklaşmaktadırlar diyorsunuz'' - zaten bunun nedeni şu anki mevcut güya ''türk partisi'' HÖH'tür.
Bu adamlar bi dönem nerdeyse ülkeyi yönetti canım. Ve ne yaptılar biliyormusunuz - Bulgaristan Tarımını bitirdi bunlar. Ellerinde onca imkanlar varken bu imkanı sadece kendi çıkarı için değerlendirmişlerdir.
Ne oldu? Halk (özellikle de gençler büyük şehire göçmek zorunda çünkü tarımla karnını doyuramıyor, aile geçindiremiyor) peki büyük şehirde ne oluyor? Türklükten uzaklaşıyor. Benliğini yitiriyor.
Halkı neden düşünsünler. Seçimler geldiğinde ''biz türküz - bize oy verin'' diyecekler ve saf Halk inanacaktır. Bunu onlar da biliyorlar ve bu yüzden bu kadar sorumsuz davranıyorlar.

Ve son olarak söylemeliyim ki - HÖH yönetiminde olanlar anlamalıdırlar ki Demokratik bir Toplum'da her bireyin eleştirmeye ve bazı şeylere itiraz etmeye hakkı vardır.
Öyle ''ben senin sözünü beğenmedim - sen Türk değilsin sen Bölücüsün'' demek Demokrasi değildir. Bu eski Komünist rejim alışkanlıklarını artık arkada bırakıp, Demokratik, Eleştirileri kabul eden, Halkı ezmeye değil - Halkı yüceltmeye çalışan yöneticilere gerek vardır.
Report Spam   Logged

Pages: [1] 2 3 ... 5   Go Up
  Print  
 
Jump to:  

Powered by EzPortal
Bookmark this site! | Upgrade This Forum
Free SMF Hosting - Create your own Forum

Powered by SMF | SMF © 2016, Simple Machines
Privacy Policy